Barınaktan Köpek Sahiplenmek ve Sağır Bir Köpekle Yaşamak

Yazıma başlamadan önce belirtmeliyim ki, bu yazıda barınaktan köpek sahiplenmek ve sağır bir köpek ile yaşamanın, iyi ve kötü yanlarından bahsedeceğim. Ama onun sağır olması, sevgimi azaltmadı ve ya acımamı da gerektirmedi. Önemli olan yaşamayı bilmek, ve köpeğim bunun üstesinden gelmeyi başarmış. Üstelik başından geçen onca talihsizliklere rağmen.

10 Ağustos’da bir köpek sahibi olmak istediğime karar verdim ve araştırmalara başladım. Biraz araştırdım ama ne yazık ki hala hayvan satışı diye bir şeyin olduğu acı gerçeğini kabul etmek zorunda kaldım. Yine de buna destek olmamak ve cins köpeği arayışında bulunmadığım için barınaktan sahiplenmeye karar verdim.

12 Ağustos günü Eskişehir hayvan barınağına gittik, oranın halini anlatmama gerek yok sanırım. İçler acısı, adına yaşam alanı dedikleri yerde, insanlar için yüzlerce metrelik park, eğlence alanı, ama sokak hayvanları için 50-60 metreye sığdırılmış birleşik kafesler, dışarı çıkmaları yasak, eğlenmeleri yasak, günlük yemek ve suları veriliyordur diye umuyorum ama hayvanların ne kadar zayıf olduğunu bir görseydiniz, bundan da şüphe ederdiniz.

At hırsızı kılıklı bir abimiz bize köpekleri gösterdi, hiç köpek sevmiş mi acaba bilmiyorum günahına da girmeyeyim ama bana şuan ki aldığım köpeğim şekeri gösterirken ensesinden tutup bu iyidir abi demesi, pazarda karpuz satıyormuş hissi verdi. Ortada bir can, ve yapılan tavırlar belli.

Her neyse, sahiplenme işlemini gerçekleştirdik, köpekleri kısırlaştırmadan çıkartmıyorlarmış, onlarda haklı. Üreyip daha çok başlarına bela oluyorlardır, devletin sokak hayvanları için büyük bir katkısı olmadığı da aşikar. Her neyse, mecburen buna tamam demek zorunda kaldım, ki ben isterdim köpeğimin bir kezde olsa annelik duygusunu tatmasını ama neyse. Biz sizi kısırlaştırma yaptıktan sonra arayacağız dediler.

Bu sırada bende bahçeyi tel örgülerle çevirttim, onun için uygun bir yaşam alanı sağlamaya çalıştım. Ancak 1 hafta geçti hala arayan soran yoktu, ben aramaya karar verdim. Köpeği çoktan kısırlaştırmışlar ama aramayı unutmuşlar sanıyorum. Neyse o gün gelebilirsiniz dediler, gittik köpeği aldık.

Köpeğin o yerden bir çıkışı vardı, görseniz ağlardınız. Ürkekti ama kurtulduğunu bilircesine yürüyordu. Ve tabi ilk resmimizi arabaya bindikten sonra çekindik 🙂

Derken ömrünün kalanını yaşayacağı yere, evimize gelmiştik. Bahçeyle ilk tanışmasıydı. Benden önceki hayatında ne yaşadı, barınağa nasıl düştü bilmiyorum. Ama çok ürkekti, elimi sevmek için bile kaldırsam sanki ona zarar verecekmişim gibi kuyruğunu içe çekiyor, kulakları düşüyor yüzünün ifadesi değişiyordu.

Birkaç gün geçtikten sonra, şeker’de bir rahatsızlık fark ettim. Biranda nefesi tıkanıyor ve nefes alamıyor gibiydi. Veterinere götürdüm, barınaktan alınan hayvanlarda görülen bir şey, yakında geçer dedi. Çokta tıbbi bir terimle anlatmadı durumu, bende tatmin olmayınca kendim internette biraz araştırdım ve sorunu buldum.

Sorun şu, ters hapşırma (reverse sneezing) diye bir muhabbet varmış, youtube’da bir çok videosunu izledim, çözüm önerilerini vs. denedim ve 2 hafta içerisinde geçti rahatsızlığı. Derken 2 hafta geçmişti alalı ama bir türlü söz dinlemiyordu şeker, adını seslendiğimde bakmıyor, sese tepki vermiyor, çevresindeki tehlikeleri fark edemiyordu.

Sağır olduğunu düşünmeye başladım ve anlamak için biraz araştırıp gözlemledim. Sürekli uyuyordu, ama öyle bir uyku değil çok derin. Top patlasa uyanmaz, ama ufak bir dokunuşla gözlerini açardı. Gezdirirken arkadan gelen arabayı görmez, yanımızdan geçtiğinde korkarak bir tepki verirdi. Göremediği zaman, seslenmek onu etkilemiyordu, uyurken kulağının yanında yüksek sesle bir el çırptım ona bile bana mısın demedi 🙂 Yani kısaca, evet bu hayvan sağırdı.


Gelelim, sağır bir köpekle nasıl yaşanır konusuna? Diğer köpeklerden bir farkı var mı derseniz, birazcık farkları var evet.

Sürekli Uyurlar

Ne yazık ki sağır köpeklerin genel belirtisi, sürekli uyumalarıdır. Hiçbir şey duymamaları, huzurla uyumalarını sağlıyor, eğer güvenli bir ortamdaysalar tabi ki. Bu beni rahatsız etmiyor ancak uykudan uyandığında kendine gelmesi baya bir zaman alıyor 🙂

Tasmasız Dışarıda Dolaştırmak Tehlikeli Olabilir

Sağır köpekler için yazılan makalelerde, tasmasız dışarıda dolaştırılmaması gerektiği yazıyor. Haklılık payı var çünkü, çevrelerindeki tehlikeleri fark edemedikleri için, olası bir trafik kazasına çok kolay kurban gidebilirler. Ve benim köpeğim, birazda sinirli. Çoluk çocuk dinlemeden alayına düz gidiyor, seviyorsunuz arkanızı döndüğünüz anda hayvalayıp saldırmaya başlıyor 😀 Bu psikolojikte olabilir, zamanla geçeceğine inanıyorum ama bakalım..

Durduk Yere Havlamazlar

Sadece gördükleri tehlikelere karşı tepki gösterdikleri için, evde sağır bir köpek besliyorsanız, hayat çok güzeldir. Sesleri duymayacağı için, ona buna havlamayacaktır. Çocukken prenses diye bir köpeğim vardı, apartmanda ayak sesleri geldiği anda evde kıyametleri koparırdı. Buda apartmanda köpek beslemeyi zorlaştırıyordu, ama şeker olsaydı daha kolay olabilirdi 🙂

İşaret diliyle anlaşmanız gerekir

Sizi duyamadıkları için, belli başlı komutları öğretmek adına işaret dilini kullanmak zorundasınız. Biz şekerle birkaç işaret dilini öğrendik, oda işaretlere göre ne yapması gerektiğini biliyor. Kızdığımda, beklemesini istediğimde, yukarı çıkmasını istediğimde, uyumasını istediğimde belli başlı işaretlerle anlatmaya çalıştım 2 ay boyunca ve çoğunu öğrendi.

Başka çaresi yok sanıyorum, eğitirken ödül mamasıyla işaret dilini öğretmek, hemen sonuç veriyor.

İstediğiniz kadar gürültü yapabilirsiniz

O uyurken istediğiniz gürültüyü yapın, kalkın, yer değiştirin, aşağı inip içecek alın fark etmez. Titreşimler çok şiddetli olmadığı sürece ve uykusunu almamış olması kaydıyla asla uykusundan uyanmazlar 😀 Buda çoğu zaman işime geliyor benim, artık kusura bakma şekerim 🙂

Sürekli sizinle temas halindedirler

Birlikte uyuyorsanız, ya da beraber oturup bir şeyler izliyorsanız, mutlaka vücudunun bir kısmını size değdirerek oraya yerleşir, duymadığı için olası bir tehlikede sizin hareketlerinizle uyanacaktır. Uyurkende mutlaka yerini size değecek şekilde alırlar, buda her köpekte görmediğim bir özelliktir 🙂

Ne olursa olsun unutmamalı ki, normal köpeklere göre biraz daha ilgi beklerler. Doğuştan 1-0 yenik başlamış bir hayvan için, onu üzecek, kıracak hareketler yapmak, moralinin sürekli bozulmasını sağlamak, köpek için iyi bir şey değil. Kaldı ki bu bütün canlılar için geçerli, sevgi her şeyi mümkün kılar. O yüzden önce kendinizi, sonra da geriye kalan herkesi sevmeyi deneyin.

İmkanınız varsa, o hayvanları barınaklardan kurtarıp gerçek bir kahraman olun. Ama öyle 2 gün sonra tekrar göndermek için almayın, yetmedi mi artık, bıkmadık mı bu manzaraları görmeye? Vicdanınız varsa, böyle insanlardan da uzak durun.

Hepiniz sevgiyle kalın,
Şeker’den karelerle bitiriyorum bu yazımı 🙂

Yayınlayan

Tayfun Erbilen

2009’dan beri web işleriyle uğraşan, aynı zamanda amatör müziklede ilgilenen sıradan birisi..

“Barınaktan Köpek Sahiplenmek ve Sağır Bir Köpekle Yaşamak” üzerine 7 yorum

  1. Bizde 8 sene önce sokaktan bir kedi sahiplendik, şimdi iyi ki sahiplendik diyorum evde bir hayvana bakmak gerçekten müthiş bir şey. Ona sarılmak, onun senin sevdiğini hissetmek tarif edilemez. Hayvanları sevin.

  2. Tek kelimeyle Adamsın! Tayfun kardeşim. Hayvanlara olan sevgin ve ilgin için kendi adıma ve tüm insanlık adına çok ama çok teşekkür ediyorum. (Tek kelime demiştim ama dayanamadım)

  3. Senin gibi insanları tanıyor olmak o kadar güzel ki Tayfun, dünyada iyi şeylerin olduğuna, olacağına olan inancımı tazeliyorsun. Eskişehir’e gelirsem mutlaka Şeker’i görmek ve oğlum Patron’la tanıştırmak istiyorum.

  4. Çok merak ettiğimden bir soru sormak istedim, sen hem kedi hemde köpek baktığından soruyorum. Şayet sence bi yazılımcı için bi seçim yapılması istenseydi köpek mi daha iyidir? Yoksa bir kedi mi? 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir